Ana içeriğe atla

Sağlık Profesyoneli Kadınların Doğum Korkularını Nasıl Dönüştürebilir?

Holistik Bakım Örneği

Onat, Güliz ve Bay, Fatma tarafından hazırlanan Akademik Dergi Makalesi, Proje Raporu (İngilizce, Türkçe) (2020)
KTO Karatay Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Dergisi 2020, 1(2), 39-51

Kadınların doğuma bakış açılarının bir sonraki nesil “korku” olarak aktarılmasıyla, nesiller boyu “doğum, korkulan bir fenomen” olarak algılanır. Doğumun sonucu psikolojik olarak daha sağlıklı kalmanın yolu, kadının doğuma yönelik güzel anıların birikmesinden ve olumlu duygular hissetmesinden yani doğum memnuniyetinden geçer. Sağlık personelinin olumlu veya olumsuz davranışları gebelerde doğum korkusuna yön verebilmektedir. Bu makalenin amacının doğum korkusunda dışsal katkısını ayırma, korkuyu dönüştürme yöntemlerini örneklendirerek, klinisyenlerin zihin-beden bağlantısına dikkatlerini çekerek, bütünsel bakım açısından sunmaktır. Sağlık personelinin doğumunu yapan kadın ile şiddetsiz iletişim teknolojileri yargılamadan, şefkatli bir dille ve ihtiyaç odaklı bir doğum bakım modeli sunabilir. Doğum öncesi dönemdeki ile doğuma hazırlık eğitim modelinin kullanılması, doğum ortamlarının ayrı ayrı, doğum sırasında gebelerin ihtiyacı olan mahremiyetin çalıştırılması ile başlanabilir. Doğumun başladığı andan itibaren desteklenmiş, sıcak yayılma, dengeleyici tutumdan uzak, şefkat dilli bir yaklaşım, doğumun büyümesi arttırılabilir. Bu yolla olumsuz doğum hikayeleri azalıp, gelecek nesillere güzel doğum hikayeleri ve korkusuz doğumlar bırakılabilir.

Kadınların doğum deneyimlerine dair bakış açılarının gelecek nesillere “korku” olarak aktarılmasıyla, doğum “yaralı bir olgu” olarak algılanmaktadır. Doğum sonrası dönemde psikolojik olarak daha sağlıklı olmak, yani doğum memnuniyetine ulaşmak, kadının doğumla ilgili güzel anılar biriktirmesi ve olumlu duygular hissetmesiyle mümkündür. Sağlık çalışanlarının olumlu veya olumsuz tutumları, hamile kadınlarda doğum korkusunu yönlendirebilir. Bu makalenin amacı, doğum korkusunda dış faktörlerin katkısını incelemek, korkuyu dönüştürme yöntemlerini göstermek, klinisyenlerin zihin-beden bağlantısına dikkat çekmek ve bunları bütüncül bakım doğrultusunda sunmaktır. Sağlık çalışanları, şiddetsiz i̇letişim teknikleri doğrultusunda, şefkatli bir dille, yargısız, ihtiyaç odaklı bir doğum bakım modeli sunabilirler. Bu, doğum öncesi farkındalık eğitimi modelinin kullanımıyla, doğum ortamının iyileştirilmesiyle ve hamile kadınların doğum sırasında ihtiyaç duyduğu mahremiyetin sağlanmasıyla başlayabilir. Doğum anından itibaren desteklenen ve yargılayıcı tutumdan uzak, sıcak bir ortamda sunulan şefkatli bir yaklaşım, doğum memnuniyetini artırabilir. Bu sayede olumsuz doğum öyküleri azaltılabilir ve güzel doğum öyküleri ile korkusuz
doğumlar gelecek nesillere bırakılabilir.